Ercümend Özkan Sitesi - İlay-ı Kelimetullah uğruna istikrarlı ve tavizsiz bir mücadele

Dinamit Programları

Dinamit Programi Kanal DDinamit Programi Kanal 6
Buradasınız:Ana Sayfa arrow Ercümend Özkan Özel Sayı arrow Görüşler arrow ''Hatasız Kul Olmaz''
  • Decrease font size
  • Default font size
  • Increase font size
  • default color
  • green color
  • blue color
''Hatasız Kul Olmaz'' PDF Yazdır E-posta
Yazar Nedim Mescioğlu   

Ölüleri(mizi) hayırla yad etmek isterim. Bu Yaz Sen Gelmeyecektin...

Yetmişli yılların başında İslami çizgiler bugünkü netliğinden uzaktı. İslam'ı Kur'an eksenli çizgiye çekme çabası taşıyanlara tanık olmuştum. Ne yalan söyleyeyim ilkin onlar çekmişti ilgimi.

Örneğin Ercümend Özkan, M. Sait Çekmegil böyle bir ilgi sonucu tanımak ve tanışmak istediğim iki insandı. Onların düşünceleri ile kendimi örtüşür bulunca; ton farkına aldırmaksızın yakınlıklar kurdum.

Ercümend Ağabey'le tanışıklığımız böylesi bir pozisyonda gerçekleşince, kendisine fazla itirazım olmadı. Benzer şeyleri terennüm ediyorduk. Ancak O, sistematik, oturmuş düşünceleri ile tereddütlerimizi gideriyor; bizi yeniden düşünmeye daha sağlıklı okumaya yöneltiyordu. Geçmişe ve şimdiki zamana bir bakıma, kendi kafamızla yeniden bakmanın gereğine işaret ediyordu.

Bir arkadaşımı hatırlıyorum; O'nunla ilk karşılaşmasından hayli etkilenmiş, hatta yaşadığı şoku bana açılarak düşüncelerimi öğrenmek istemişti. Salt İslami duyarlık taşıyanlar O'na fazla direnemezlerdi. Kusurları vardı; ama doğru şeyler söylüyordu.

Bir şeyhin yanına belki herkes girip çıkardr; ancak ona herşeyi soramaz, hele eleştiri hiç yöneltemezdi. Oysa O kapısını herkese açık tutuyordu. Her yaştan insanın alabildiğine kendisini eleştirdiğine tanık oldum. Kendisi de acımasızca eleştirirdi. Denebilir ki eleştirilere zaman zaman sert tepki gösterir, muhataplarını kırdığı da olurdu. Dergide de insanları döveyazar, hatır gönül dinlemezdi. Hakkın hatırını herşeyin üstünde tuttuğundandı bu tavrı. Bazen de eleştirileri dinler, soğukkanlı bir biçimde cevaplardı. O'nun keskin/bıçkın söyleminin ardında biraz da Mucur'un sert ikliminin O'nun mizacına bir hatıra bıraktığını görürdüm. Samimiyet dolu bir sertlik tabi...

"Sözüm doğru olsun, lakin odun gibi olsun" darb-ı meseli onun üslubunda kristalize olmuştu.

Bir kez şunu belirteyim ki, O alışılmış, geleneği yücelten bir Müslüman kişiliği taşımıyordu. Fantezi türünden konulara da rağbeti yoktu. Gerçekçi, günceli yaşayan, gözlerini geleceğe çevirmiş bir insandı. Umut doluydu. Bazen de argo konuşur, toplumda gördüğümüz tipleri karikatürize ederdi. Bu kimbilir belkide cezaevinin ona kattığı bir tondu. Bir lider, üstad, ağabey havası esintisi taşımadı üzerinde. Yemeklerde hizmet etmeyi sever, bazen yemekleri kendi elleri ile hazırlardı.

Birebir ilişkilerinde çok başarılıydı. İnsanları hemencecik kendi gündemine dahil ederdi. Çağın yeniliklerinden faydalanmak isterdi. Yeni teknolojilere ilgi duyar, kullanmasını bilir, istifade ederdi. Kalite zevklerin insanıydı. Bayağılığı sevmezdi. Oldukça da sade idi. Onun bu ilgilerini "lüx" bulanlar olmadı değil. Sonunda O lüxte, eleştirenlerden gerilerde kaldı oysa.

İnsanlarla olmayı çok seviyordu. Yine de kimileri O'nu anlamak yerine, basit şeylere takılıp kalmayı yeğlediler. Hayatında yeterince anlaşılmış kim vardı ki zaten? Oysa O izlediği çizgide zigzaglar çizmeyen yönüyle kayda değer bir şahsiyetti inanın. Her insan beşer olarak zafiyetler taşır. Eksikler, kusurlar olmaması mümkün değildir elbette.

Etrafında pek az kişinin kaldığı anlar yaşadı. Terkedilmişlik vehmine hiç kapılmadı. Karamsarlığa ya da kötümserliğe dair bir tek yakınmada bulunduğunu hatırlamıyorum. "Tek başıma kalsam, ceketim bile beni terketse, bildiğim doğrulardan asla vazgeçmem." derdi. An an çevresinde depremler yaşadı. Yaprak dökümüne, yalancı bir sonbaharın rüzgarına yakalandı. Ne var ki, yılgınlık göstermedi ve de umudunu hiç yitirmedi. İnsanların; sahte kıvılcımların cazibesine kapıldığı bir zamanda. gözlem ve tesbitleriyle kararlı bir biçimde tanımlamalarda bulundu. Bu günleri okuyan bir gözle karşı karşıyaydınız. Ayrıntılara değer verişi de bundandı biraz da...

Boğazova yaylasında hatırı sayılır günlerimiz oldu. Son zamanlarında İsmet Özel'in dizelerinde dile getirdiği; "Yaz olunca denizin yalayışlarına" kapılan insanların yanında sahillere onurlu insanlarla otağ kuruyordu. Sahilleri onurlandırıyordu.

Sağlığını önemsemiyordu. Yaşlılığının ve hastalığının üstünde bir efor gösterdi. Dem dem yanımızda yığılıp kaldığı oldu. Kalp atışlarıın elbisesinin kalkış inişlerinden gözlemlediğimiz oldu. Son nefesini Ankara dışında verişi de onun ölümü ne kadar tabii bir "Veda" olarak algıladığını göstermeye yeter sanırım.

Bu yaz sen gelmeyeceksin Ağabey... Boşuna bekleyeceğiz. Sen gelmeyeceksin.


Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
eksi not | artı not

busy
 
< Önceki   Sonraki >