|
Amcamı çok sevmeme rağmen onu uzun boyu, heybetli görünüşü, yüzündeki ciddiyet kendisiyle samimi olamamayı getirdi. Acaba bunlardan dolayı amcamdan korkar mıydım? Korkmak! Hayır, bu korkmak değildi. Onun böyle şahsiyetli kişiliği, heybetli görünüşü, insanlara en karmaşıkmış gibi gelen soruları dahi biraz alayımsı bu sorularda bilinmez mi? gibisinden hazır cevapları ile ona büyük bir saygı beslememe neden oldu. Amcama saygı duymamak mümkün mü?
Amcamı şöyle bir gözümün önüne getiriyorum da... Ben daha çocuk yaşta (5 yaşında), birşey bilmez, anlamaz zamanlarımda, amcamlara gitiğimizde, onu her zaman masasının başında çalışırken görürdüm. Onun, o koca koca, cilt cilt kitapların içine gömülmüş hali bir bilgin havası verirdi ona. Ama bizi de ihmal etmezdi.
Amcam sertti. Onun yanına gelen biri, cıvık davranamaz, hareketlerine, konuşmalarına çeki düzen vermeye kendini zorunlu hissederdi.
Onun 1982'de cezaevinden çıktığı zamanları hatırlarım da, bir dava adamının görüntüsü, ihtişamı vardı O'nda. Ne kadar hayat onu ezse de, omuzlarına kocaman bir kaya parçasını yüklese de yine de yılnamanın verdiğ bir asalet . Saçları kesilmişti, yorgun bir adamın görüntüsünü taşıyordu o yıllarda. Ama dimağı ve kalbi yeni doğmuş bir bebeğinki gibi taze ve canlıydı. Çünkü onu davası daha güçlü kılmıştı. Anlamışti ki davası hapisleri göze almaya değecek, ulvi bir davaydı.
Yine o yıllarda hatırladığım şeylerden biri de şudur: Amcamın evine gittiğimde kendimi dünyanm bütün kitaplarının döşenmiş olduğu bir kütüphanede buluverirdim. O evde her şey farklıydı. İlginç koltuklar, ilginç süs eşyaları ve ilginç insanlar. Benim için bambaşka bir ortamdı amcamın evi ve amcam. İnanamazdım, aklına o kadar şeyi nasıl sığdırabilmişti. Ve amcam bilgilerini hep taze tutar ve hiç bir zaman unutmazdı.
Şimdi büyüdük. Amcamın vefatıyla biraz daha. O bir ağacın köküydü, biz de dallarıyız. Meyve vermeye hazırlananların yanında bizde bir çekirdek olmaya çabalayanlardanız. Bir çekirdek ağaç değildir fakat, ağacı meydana getirecek herşeyi de bünyesinde barındırır.
Şimdi anladığım amcam ise hakkıyla bir şeyi başarmış bir dava adamıdır. O yaşayan bir Kur'an'dır.
Amcamın mevcut düzeni meşru gören ve gösteren, geleneksel anlayışları alkışlayan, neyi muhafaza ettikleri açıklık kazanmayan, muhafazakarları müjdeleyen, İslam dinine nispet edilen bid'at ve hurafeleri yine din adına kutsayan bir çalışması olmadı, olamazdı da. Şayet böyle bir çalışması olsa idi hiç şüphesiz ki insanların boş hayallerini tasdik ve tebrik eden bir çalışma olarak geniş kitleler tarafından benimsenebilirdi. Oysa amcam, insanların anlayamadığı bir bozkır kurduydu. O Kur'an'la hükmediyordu ve böylesinin doğru yol olduğunu haykırıp durayordu.
Geleneksel anlayışları, bid'at ve hurafeleri, din adına meşru gösterilen batıl mercileri ve dine nisbet edilen sapıklıkları, inandığımız ve teslim olduğumuz İslam adına sorgulamayı, mahkum etmeyi tercih etti ve başardı. İnşallah Rabbim de amcamdan razıdır, biz razıyız. O, tebliğini en açık ve en doğru şekilde hiç bir şeyden korkmadan, yalnız Allah'tan korkarak, eğilip bükülmeden sonuna kadar yerine getirmeye gayret etti.
Amcacığım, inşaallah biz de arkanda bıraktıkların seni daha iyi anlayıp, sancağı senden alıp ve bu sancağı düşürmeden, senin gibi dosdoğru, nesilden nesile aktararak ve hiç yılmadan sürdüreceğiz.
Allah inananlarla birliktedir.
|