|
Yirmi yıllık bir geçmişe dayanan dostluğumuz ile iftihar ettiğim rahmetli Ercümend Özkan, gerçekten bir çok faziletleri şahsında toplamış bir güzel insandı. O, insani değerlerin kıyıma uğratıldığı, bütün müsbet vasıfların adeta suç sayıldığı günümüz ortamında sarsılmaz imanı ile, salih amel ile taçlandırdığı ilmi ile, ciddiyeti ve akliyeti ile adeta yüreklerimize su serpen, bize "Hamd olsun böyle insanlar da varmış" dedirten bir örnek kişi, düşünce ve aksiyon ufkumuzda silinmez izler bırakan bir öğretmendi.
Hakk'ın rahmetine kavuşmuş insanlarımızın ardından hep güzel sözler sarfetmek, onları hayırla ve biraz da mübalağalara kaçarak methetmek adetimizdir. Fakat her şeye hikmet nazarı ile bakmak durumunda olan Müslümanlar olarak ölümlerden dahi ibret almak ve ders çıkarmak bizim için daha önemli bir görevdir sanıyorum.
İşte bu çerçeveden bakılınca, denilebilir ki, Ercümend Abi birçok bakımlardan cidden önemli tesirler bırakmış, Türkiye Müslümanlarını derinden etkilemiş bir insandı. Onun özelliklerinden bir kaçını şöyle izah etmek mümkündür:
Bir "kere, Ercümend Özkan'ın en belirgin vasfı, akliyeti yüksek bir insan oluşudur. Daha doğrusu Ercümend Abi, Allah Teala'nın insanlara bahşettiği en büyük nimet olan düşünme mekanizmasını kullanmanın önemini çok iyi tesbit etmiş, imanda ve amelde aklı devreye sokmayı, yani düşünerek yaşamayı hep ön planda tutmuştur.
Asırlardır düşünmenin adeta tehlikeli sayıldığı, Kur'an'ın sadece sevap kazanmak için okunur olduğu, "Bu akl ü fikr ile Mevla bulunmaz" yollu sözlerin ayetlerden ve hadislerden daha önemsenip bir anlamda cehaletin din adına marifet sayıldığı bu karlı-buzlu ortamda bize aklın ve düşüncenin güneşini işaretleyen, adeta nefesi ile o buzları, karları eritmek için ömrünü harcayan Ercümend Abi'nin yaptıklarının ve başardıkları şeylerin önemi bu gün biraz daha iyi anlaşılıyor.
Merhum Ercümend Özkan'ın bir diğer özelliği, sistemli düşünen, sistemli bir eğitimden geçmiş olup sayısız insanı böyle bir eğitimden geçirerek İslami harekete kazandıran, mücadelemize ciddi bir metod anlayışı getiren nadir insanlardan biri olmasıdır. Aslında, akla gereken önemi vermenin, dini düşüncenin aydınlığında yaşamak gerektiğini idrakin tabii sonucu olan sistem fikri, onda bütün güzelliği ile tecelli eden hakim bir unsurdu ve ondan bütün müslümanlara doğru yayılan hoş bir havaydı.
Ercümend Özkan'ın insanı kendine dayanılmaz bir cazibeyle bağlayan bir diğer hususiyeti de, onda pırıl pırıl parlayan İslami ciddiyet ve istikrardı. Dini ciddiye almanın önemini son nefesine kadar sürekli bir şekilde vurgulayan Ercümend Abi, bunu, ortaya koyduğu mücadelede de göstermiş, bir çok "düşünür" gibi ortamın zorladığı değişikliklere ayak uydurarak Kur'ani ve nebevi mücadele sünnetinden asla sapmamıştır. O, taliplisine büyük imkanlar sunan, şöhret ve ikbal kapılarını ardına kadar açarak kendi düdüklerini çaldırtmak isteyen uyutucu hiziplerin, yalancı meme görevi üstlenecek Müslümanları aldatıcı tatmin duygularına sürükleyen hurafe kulüplerinin, bir kısım "İslamcı aydın"ların, nefsani beklentilerine cevap verdiği için temize çıkarmaya çalıştıkları demokrasi, laiklik ve hümanizma tuzaklarının büyüsüne asla kapılmayıp ısrarla Kur'an'ın net mesajına, Allah'ın Elçisinin sahih sünnetine sarılıp halkın kendi kendini değiştirmesi hedefine yönelmiştir. Yani cazip ve aldatıcı olan kolaya değil; çileli, meşakkatli ve o oranda da şerefli olan zora talip olmuştur.
Kendisi ile yıllar önce Kabataş'ta bir grup ciddi müslüman ile birlikte yaptığımız günler süren tartışmalı toplantılardan sonra organik birlikteliğimizi bozmuş ve ona bir hayli sert tenkidler yöneltmiştik. Ercümend Abi toplantıların akabinde o ciddi, samimi, daima nazik ve hiç bir zaman kırıcı olamayan hali ile pardesesünü ve çantasını alıp Ankara'ya dönerken şöyle demişti: "Ne yapalım arkadaşlar, mücadele adamının kaderi bu işte!.." Buna rağmen Ercümend Abi hiç bir zaman bize darıl-mamış, ilgiyi kesme yoluna gitmemiş, aksine, sanki hiç bir şey olmamış gibi, daima müslümanların birlikte olması gerektiğini öğretircesine bizi her gördüğü yerde ve her ziyaretimizde kucaklayarak hep kapıları açık bırakmıştır.
Mütevazi, samimi ve asla ard niyet taşımayan yüksek karakteri ile sayısız ciddi müslümanın birbiri ile tanışmasına ve kaynaşmasına da vesile olan Ercümend Abimizi her geçen gün biraz daha fazla özlüyor, arıyor, kendisine Yüce Rabbimizden mağfiretler niyaz ediyoruz.
Kitap Dergisi, Haziran 1995.
|