|
Geçen hafta yayımlanan yazıyı faksladıktan birkaç gün sonra acı bir haberle sarsıldım. Son derece özel nedenlerle bir süredir görüşemediğim değerli ağabey ve dost, büyük dava adamı Ercümend Özkan'ı kaybetmiştik. Cenazesine katıldım. Bir ölümün etrafında oluşuveren birliğe ve müslümanların engin vefasına tanık oldum.
Kuşkusuz Ercümend Bey sağlığında çok tartışılan bir insandı. Ne var ki O'nu tartışanlar bu tartışmaları genellikle yazılı değil sözlü yapmayı tercih ederlerdi. Bu biraz rahmetlinin asabi yapısından kaynaklanan bir karşı tavır da olabilir. Ama dikkatimi çeken Ercümend Bey'in düşünce ve eylemlerinden çok, ifade biçiminin gündemde tutulması olmuştur. Biz insanları yaşarken pek tartışmayız. Öldükten sonra ise değerlendirmeleri hep bir saygıyı baz alarak gerçekleştiririz.
Ortada sağlıklı bir durumdan eser kalmaz doğal olarak.
Ercümend Bey ve O'nun İslam anlayışı, 12 yıl büyük bir özveri ile yayınlandığı İktibas Dergisi ve bu dergi etrafında oluşturduğu çevre umarım layık olduğu şekilde değerlendirilir. Ama benim her türlü değerlendirmenin üstünde kesin bildiğim vakıa Ercümend Bey'in yaşamı boyunca kendi deyimiyle yanılmadığıdır. Oğlu Ömer Faruk'un mezarı başında vurguladığı gibi Ercümend Bey, ailesi dahil herşeyi davasının gerisinde görebilmiş bir iman adamı olmuştur. Her insan gibi taşıdığı kusurlar bu yanının büyüklüğü altında silinip gitmişlerdir.
Türkiye'de son yıllarda esen rüzgarların en az etkilediği insanlardan biri Ercümend Özkan'dır. O demokrasi, laiklik, rejim gibi konularda hangi platformda olursa olsun inandıklarını söylemekten çekinmemiştir.
Bu konuları ele almanın son derece riskli olduğu dönemlerde bile böyle olmuştur. Kendisi ile bir kez bile konuşmadan atıp tutan nice insan tanıdım. Doğrusu ben de Ercümend Özkan'ı anlatılanlara bakarak son derece katı, hoşgörüden yoksun, dediğim dedikçi bir adam olarak tahayyül ederdim. Tanıştıktan sonra belki kendi üslubunun da yol açtığı bu izlenimin aksine son derece hoş gönüllü, istişareye önem veren hatta tamamen farklı düşündüğü konularda bile istişare sonucu alınan kararlara uyan olgun bir insanla karşılaştım. Kızdığı insanlara düşüncelerinden çok tavırları nedeniyle kızardı. Özellikle İslam ilkelerini feda etmek bahasına yapılan uzlaşmalar (Ercümend Özkan'a göre İslam ilkeleri son derece nettir ve kızgınlıkları da buna göredir" söylediklerinin aksine davranan Müslümanlar O'nun hiddetinden pay alırlardı. Bu kızgınlığın her zaman haklı hedeflere yöneldiği belki söylenemez ancak samimiyeti su götürmezdi.
Ercümend Bey editörlüğünü yaptığı İktibas Dergisi ile bütünleşmişti. Derginin hemen başında yer alan okuyucuya mesajlar iletilen bölümde iktibas imzalı yazılarda bazen birinci tekil şahısla hitap edildiğini görür tebessüm ederdim, İktibas imzalı bir yazıda Ercümend Bey sigarayı bırakma çabasını, bir başka yazıda geçirdiği kalp rahatsızlığını ayrıntılarıyla anlatmıştı, İktibas O'nun ümmete mektubu idi. Cenaze töreninde konuştuğumuz ve bu durumu bilen arkadaşlarla İktibas'ın geleceğini konuştuk. Çoğu Iktibas'ın da sona erdiği kanaatindeydiler. Bense O'nu çok seven gönüldaşlarımı yakınen tanıyan bir insan olarak meşaleyi alevli tutacak birilerinin olacağını sandığımı söyledim.
Vefat haberini aldığımda aklımdan son günlerin moda lafı geçmedi dersem yalan olur, "Radikallik öldü." Sistemle her türlü uzlaşmayı reddererek mücadele etmenin pek mümkün olmadığına dair laflar edildiğinde, Ercümend Bey'i tanıyanlar O'nun şakalarını hatırlatırlardı. Şakalarıyla, öfkesiyle, yazdıklarıyla ve yaptıklarıyla bu dünyadan bir Ercümend Özkan geçti. Ben her büyük ölümde farkettiğim bir hatamı bir kere daha idrak ettim. "Neden, bu insanların kıymetini sağlıklarında bilmeyiz."
Allah'tan rahmet diliyorum.
|