Ercümend Özkan Sitesi - İlay-ı Kelimetullah uğruna istikrarlı ve tavizsiz bir mücadele

Dinamit Programları

Dinamit Programi Kanal DDinamit Programi Kanal 6
Buradasınız:Ana Sayfa arrow Hakkındaki Yazılar arrow Onurlu ve yiğit bir savaşçının ardından
  • Decrease font size
  • Default font size
  • Increase font size
  • default color
  • green color
  • blue color
Onurlu ve yiğit bir savaşçının ardından PDF Yazdır E-posta
Yazar Mehmet Ali Turan   

24 Ocak 1995, geceyarısı bir telefon. Yarışmamızın en hüzünlü ve acı günlerinden birini yaşıyoruz, gözlerimiz nemli, yüreğimiz buruk. Haberi geç aldığım için cenazesine yetişememenin verdiği ikinci bir sıkıntı daha. Ercümend Özkan. Yiğit bir adam. Kur'ân savaşçısı, davasının yılmaz savunucusu, Türkiye'de Kur'ân İslamı'nın tüm hurafe tüccarlarına .rağmen en önde mücâdele veren şahsiyetli ismi. Onurlu ve mücadeleci bir yaşam içerisinde kendi ifadesiyle 'eşkiyanın atı yavuz olmalı' diyerek atına binip sonsuzluğa doğru son kez şahlandırdı.

 

1960'lar... Türk demokrasisinin bir gece yarısı baskınıyla aralandığı yıllar. Milli Şef döneminden yeni çıkılmış, sistem emniyet sübabı olarak Demokrat Parti'yi çıkartmış vitrine, îşte o bunalımlı yıllarda değil İslam'dan, Kur'ân'dan bahsetmek bile hapse girmeyi göze almak demek. Bu genç adam ta o yıllarda kimileri Hz. Ali cenkleri okurken Kur'ân'ı ve sahih İslam'ı »anlatmaya başlamıştı bile.

İşte böyle başlar çileli yıllar.

Hizbuttahrir hareketinin Türkiye temsilciliğini yaptığı sıralarda hapishane ile tanışır. Ondan sonra da peşini bırakmaz rejim. 1970'li yıllara gelindiği zaman Kur'ân İslamı'nı Türkiye'de sistemli olarak anlatmaya gayret eder. Birçok insanla beraber çalışmaya, İslam'ı öğrenmeye ve öğretmeye başlar. Hurafelerle daha o yıllarda savaşmaya başlar.

Türk demokrasisinin- ge- çirdiği badireler ve her on yılda bir tekrarlanan darbeler, Batılı egemen gençlere önerilen senaryolar ülkemizin peşkeş çekilmesine kadar gitmektedir. 1979'daki İran İslam Devrimi tüm dünyaya İslam'ın siyasal anlamda da iktidara gelebileceğini göstermiştir. Devrimin yankıları Türkiye Müs-lümanları üzerinde de etki yapmış, bu etki hızlanarak devam etmiştir. 1980'li yıllara gelindiğinde Müslümanlar sağcı olmadıklarını, Müslüman kimliğiyle ortaya çıkmalarının gerekliliğini tespit etmişlerdir artık. Baskıcı ve despot anlayış yüzünden ilk yıllar sadece kupür derleme ve haberlerden alıntılarla başlayan yayınlan sonradan Kur'ân İslamı'nı anlatan asıl kimliğine kavuşmuştur. O yıllarda Müslüman kesimin çıkardığı birkaç dergiden biri olan İktibas dergisi geniş kitleler tarafından rağbet görmüştür.
Sebebine gelince postal seslerini duyanlar inlerine çekilmiş, silik ve sinmiş düşüncelerini âdeta kimliksiz-leştirmişlerdir.

Artık Kur'ân İslamı'nın baz Olarak ele alınmasıyla birlikte İslam tarihi, hadisler ve sünnet olarak iddia edilen metinler sorgulanmaya, Kur'ân ışığında değerlendirilmeye başlamıştır. Türkiyeli Müslümanlar için 80'li yıllar Kur'ân'ı ve İslam'ı kaynağından öğrenme bakımından verimli yıllar olmuştur. Mısır, Pakistan ve Ortadoğulu Müslüman yazarların kitaplarının tercümesiyle birlikte İslami uyanış gitgide hareketlen-miştir. İktibas artık gelişmekte, boy vermekte filizlenmektedir. Her sayısında İslami bir kavram işlenerek, dinin hurafelerden arındırılmasına çalışılır. Tüm bu çalışmalar birilerinin saltanatını, şeyhliğini, kürsüsünü ve partisini sallamaktadır. Hal böyle olunca cemaat-ler birer birer tavır almaya tepki göstermeye başlar. Önce abonelikler iptal edilir. Arkasından derginin okunmaması için çaba sarfedilir. Dergi ve yönetmeni hakkında asılsız suçlamalar ve iftiralarla zavallı ve saf insanlarımız aldatılır. Hatta Ercümend Özkan'ın genelevi işlettiği şeklinde iğrenç bir iftira da atılır. O'nun İngiliz ajanı olduğundan tutun MİT ajanı olduğuna kadar varır iftiralar.

Tüm bunlar Özkan'ın ifadesiyle "vız gelir, tırıs gider." Amacı Allah'ın rızasını ve sevgisini kazanmaktan başka bir şey olmayan bu insan yıpratılmaya çalışılırsa da onurlu yaşamı ve mücâdele anlayışıyla direnmeye devam eder. Aralıklarla geçirdiği rahatsızlıklar, kalp krizleri ve hapislere aldırmadan yurdun dört bir yanında Kur'ân'ı ve İslam'ı anlatmaya devam eder.
Hayatında değerini bilemediğiniz nice güzel insanın ardından ağıtlar yakmadık mı?
Ahu vahlar etmedik mi? Şimdi Özkan için de belki kimilerimiz böyle şeyler söyleyecek. Ne diyor şair "Kadrini sengi musallada bilup ey baki/Durup bağlayanlar varan saf saf".

İnandığı değerler uğruna canını ve malını feda etmekten daha büyük ne olabilir ki?
Bir dostum telefonu ile vefatını öğrendiğimde 'bitti' dedim. Bu, gayri ihtiyarı söylenmiş bir sözdü. Biten neydi? Ne bitmişti? Soylu ve onurlu mücâdele adamları bu yüzyılda maalesef pek az gelmiştir. Soylu ve onurlu gözüken kimi 'aydın' ve 'alim'lerimiz ise istikrarsız, kısa vadeli hesaplar yapan, herşeye rağmen popülist kimselerdi ne yazık ki. Başta çizdikleri tabloyu inkar edenler oldu. Karşı çıktıkları değerleri savunamadılar ve gerisingeri çekildiler. Doğru bildiğini sonuna kadar haykıran ve savunan insanları da 'marjinallik'le suçladılar.

Maalesef herkes 'çok'tan yana, 'güç'ten yanaydı. 'Doğru gibi' olanın değil, 'DOĞRU'nun tavizsiz ve uzlaşmaz savaşçısıydı. Ercüment Özkan ve Nuri Pakdil arasında bu bakımdan bir benzerlik kurmuşumdur hep. Birisi son yıllarda konuşarak savaştı. Diğeri ise susarak. Nuri Pakdil'in susuşu da bir savaştı.

Ercüment Özkan hiç yanlış yapmayan, masum, bir insan mıydı. Elbetteki hayır, böyle bir şeye başta kendisi karşı çıkmış ve bunun mücâdelesini yapmıştı. Ancak Ercümend Bey'in doğrularının yanında yanlışları bir hiç mesabesinde kalır dense yeridir. Kimi yanlışları da yanındaki ve çevresindeki insanların duyarsızlıklarından, kadirşinas ve samimi olmadıklarımdan kaynaklanıyordu. En önce de Müslüman camianın ona takındığı tavırlardan, tatlısu İslamcılarına gösterilen ilgi köküne kadar İslamcı olan, Kur'ân İslamı'nı anlatmak uğruna malını ve canını feda eden Ercüment Özkan'a gösterilmedi malesef. Gerçi o yaptıklarını kimse için yapmamıştı. Ecrini Allah'tan bekliyordu. Vefatında bile Müslüman kesimin, yazarının, çizerinin, 'Müslüman medy-a'nın gösterdiği ilgi meydandadır. Bu aslında beklenen bir sonuçtur. Başka türlü olsaydı şaşırmak gerekirdi.

Bir yiğit savaşçı daha ölümsüzlük aleminde. Türkiye'de Kur'ân'a bağlı İslami mücâdeledeki ender savaşçılardan biri, bir yıldız daha kaydı.

Şimdi bizlere düşen, yaşamında kadrini bilemediğimiz bu değerimizi hiç olmasa hakettiği yere gelmesi için gerekeni yapmak ye sancağını bıraktığı yerden vargücümüzle taşınmak için gayret göstermektir.

Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun.

Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm

Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm.

SELAM, 06.02.1995.

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
smile
wink
laugh
grin
angry
sad
shocked
cool
tongue
kiss
cry
eksi not | artı not

busy
 
< Önceki   Sonraki >